Ses Bozuklukları

TARİH 2016-12-21

 SES BOZUKLUKLARI

Pek çok sebebe bağlı olarak görülebilecek olan ses bozuklukları iki ana başlık altında toplanabilir. Bunlardan birincisi anatomik olarak normal olan ses tellerinin yanlış kullanılması nedeniyle ortaya çıkan fonksiyonel ses bozukluklarıdır. Fonksiyonel ses Puberfoni (Mutasyonel Falsetto): Ergenlik döneminde erkek çocukların sesleri kalınlaşmaya başlar. Puberfoni bazı kişilerin seslerinin kalınlaşmayıp ince kalması sonucu ortaya çıkan bir ses bozukluğudur. Gırtlağın yapısında ve işleyişinde bir sorun yoktur. Tedavi için ses terapisi yeterli ve gereklidir. Bir iki seanslık bir terapi sonrasında kişiler yaş ve cinsiyetlerine uygun bir ses tonuna kavuşabilirler.

Konversiyonel Afoni: Çoğunlukla yaşanan bir stres ya da psikolojik travma sonucu ortaya çıkar. Ses tellerinin yapı ve işlevinde hiçbir sorun olmamasına ve kişi öksürme, gülme ve ağlama gibi sesleri çıkarabiliyor olmasına rağmen ses tellerini konuşma amacıyla titreşime sokamamaktadır. Sesleri ya hiç çıkmamakta ya da çok kısık çıkmaktadır. Vakaların çoğu bir iki seanslık ses terapisi sonrasında seslerine kavuşurlar.

İkinci grup ses bozuklukları organik kökenlidir. Bu durumda ses tellerinin anatomik sorunları söz konusudur. Kulak Burun Boğaz uzmanının koyacağı teşhis doğrultusunda tıbbi müdahaleye ek olarak ses terapisi uygulanır.

Nodül: Nodüller ses telleri üzerinde kötü kullanıma bağlı olarak oluşan küçük kitlelerdir. Ses tellerinin yanlış kapanması nedeniyle en fazla temasın olduğu 1/3 ön ve 2/3 araka birleşim noktalarında görülürler. Ses kısıklığı, sesin çatallanması ve çabuk yorulması, boğazda gerginlik hissi en tipik hasta şikayetleridir. Vakaların çoğunda ses terapisi ile yanlış kullanım alışkanlıkların giderilmesi ile nodüller ortadan kalkar. Uzun süre tedavi edilmemiş ve ses terapisinden sonuç alınması mümkün olmayan vakalarda cerrahi müdahaleyi takiben doğru ses kullanım alışkanlıklarının edindirilmesi ve nodülün tekrarlanmasının engellenmesi amacıyla ses terapisi uygulanır.

Polip: Yerleşim yeri ve görüntüsü açısından nodüllere benzeyen polip de sesin suistimalli kullanımına bağlı olarak oluşur. Nodülden farklı olarak polip akut bir travma (bağırma gibi) sonrasında oluşur. Kısık, boğuk, nefesli ve sert bir ses görülür. Polip tedavisinde öncelikli olarak cerrahi müdahale uygulanır. Ameliyat sonrası problemin tekrarlanmaması açısından ses kullanım alışkanlıklarının değiştirilmesi amacıyla ses terapisi şarttır.

Kist: Nodüle çok benzer bir yapıdır. Ancak kistler ses terapisi ile tedavi edilemez. Ses terapisi ayırıcı tanı konulabilmesi açısından önemlidir. Terapi lezyonun görünümünde ve ses kalitesinde farklılığa sebep oluyorsa kist değildir ancak lezyon eski görünüm ve etkisini sürdürüyorsa problem kistik bir yapıdır ve bu durumda cerrahi müdahale gereklidir. Ses terapisi ameliyat sonrasında yeniden uygulanır.

Reinke Ödemi: Ses tellerini oluşturan katmanların arasına sıvı dolması ile ortaya çıkan bir sorundur. Daha çok 40 yaş üstü kadınlarda görülür. Ses telleri şişer ve ses kalınlaşır. Hasta ses çıkarmakta zorlanır. Boğuk ve kalın ses en belirgin şikâyettir. Tedavinin birinci basamağı olan cerrahi müdahaleyi takiben ses terapisi uygulanır.

Sulkus Vokalis: Sulkus kelime anlamı olarak yarık demektir. Sulkus vokalis ses telleri üzerinde oluşan yarıklardır. Neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte doğuştan sahip olunan yarıkların yaşla birlikte derinleştiği tahmin edilmektedir. Yüzeysel yarıklar ses kalitesini çok bozmazlar. Ancak derin yarıklar ses tellerinin titreşimini bozarak ince, zayıf ve çabuk yorulan bir sese sebep olurlar. Terapisi ile ses tellerinin kapanma özelliklerinin değiştirilerek ses kalitesinin arttırılması ve ses kısıklığı şikâyetlerinin hafifletilmesi mümkündür. Ancak ses terapisi ile var olan yarıklar giderilemez.

Granülom: Ses tellerinin arka kısmında görülen kitlelerdir. Oluşum sebeplerine bağlı olarak 3 farklı türü vardır. Reflü sebebiyle mide asidinin yemek borusundan yukarı çıkarak ses tellerini tahriş etmesi sebebiyle görülebilir ve reflü tedavisi gereklidir. Yanlış ses kullanımı bağlı olarak ortaya çıkan granülomlarda ses ve konuşma terapisi uygulanır. İlerlemiş, kronik vakalarda cerrahi müdahale uygun görülebilir. Üçüncü tür granülomlar ameliyatlar esnasında yapılan entubasyon sonucu oluşan tahriş nedeniyle ortaya çıkar. Bunlara entubasyon granulomu adı verilir.